ASICS isminin ne anlama geldiğini hiç merak ettiniz mi?

Beş harf. Ama bu beş harfin her biri bir Latin kelimesinin baş harfi.

Anima Sana In Corpore Sano

“Sağlıklı bir bedende sağlıklı bir ruh.” (Bizdeki “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.” gibi.) Roma şairi Juvenalis’in yazdığı bu söz, 2. yüzyıldan günümüze taşınmış ve 1977’de Japonya’da bir spor ayakkabısı markasının adı olmuştur.

Peki bu söz nasıl Kobe’den bir savaş gazisinin kulağına ulaştı?

Savaştan Dönen Bir Adam ve Yenilgi Sonrası Japonya

1945. İkinci Dünya Savaşı bitti. Japonya yerle bir oldu. Hiroshima ve Nagasaki’nin ardından ülke hem fiziksel hem de ruhsal olarak derin bir çöküş içindeydi. Gençler yolunu kaybetmişti.

Kihachiro Onitsuka o yıl askeri görevden döndü. 1918 doğumlu, savaşı görmüş, yorgun bir adam. Ama içinde güçlü bir inanç vardı: Sporun gençleri ayağa kaldırma gücü var.

1949’da Kobe’de iki çalışanla küçük bir şirket kurdu: Onitsuka Co. Ltd. Amacı basketbol ayakkabısı üretmekti. Nedeni ise basitti: Savaş sonrası Japonya’da basketbol, ekipmanı ucuz ve erişilebilir olan nadir sporlardan biriydi. Gençler basketbola akıyordu.

Tek sorun, iyi bir basketbol ayakkabısı yoktu ortada.

Ahtapot ve bir Akşam Yemeği

1952. Bir yaz akşamı. Onitsuka sofraya oturdu, önüne salamura salata geldi. Yemeğin içinde bir ahtapot parçası vardı.

Onitsuka ahtapotu yemek üzereyken fark etti: ahtapotun vantuzları tabağa o kadar güçlü yapışmıştı ki, çubuklarla ayırması güç oldu. O anda bir şey tıklandı zihninde. Basketbol oyuncularının sahada ihtiyaç duyduğu şey buydu: Çabuk durmak ve anında tekrar hareket etmek. Bunu sağlayan şey ise zemine olan tutunma.

Ahtapotun vantuz yapısını ayakkabı tabanına uyarladı. İlk prototipler fazla tuttu; oyuncular yön değiştirirken tökezledi. Onitsuka pes etmedi, vantuzların şeklini ayarladı. Sonunda 1951’de ortaya çıkan OK Basketball Shoe, Kobe lisesinin basketbol şampiyonluğunu kazanmasını sağladı.

Bir ahtapottan doğan inovasyon, Japon spor ayakkabısı tarihinin başlangıç noktasıydı.

“Anima Sana In Corpore Sano”

Şirket büyüdü. Onitsuka Tiger markası doğdu. 1956 Melbourne Olimpiyatları’ndan 1964 Tokyo Olimpiyatları’na kadar Japon olimpiyat takımlarının resmi ayakkabısı oldu. Sonra Phil Knight adlı genç bir ABD’li MBA öğrencisi Kobe’ye geldi ve Onitsuka Tiger’ı ABD’ye taşımak istedi. O şirket daha sonra Nike oldu.

1977’de Onitsuka Co., iki başka Japon şirketiyle birleşti. Yeni şirketin adı için uzun tartışmalar yapıldı. Tam da bu sırada Onitsuka’nın eski bir savaş arkadaşı, eğitim danışmanı Kohei Hori, ona bir söz aktardı. Roma şairi Juvenalis’in 2. yüzyılda yazdığı bu söz, kuruluşun felsefesiyle birebir örtüşüyordu.

Anima Sana In Corpore Sano.

Baş harfleri alındı: ASICS.

ASICS’in resmi tarih sayfasına göre bu söz, Onitsuka üzerinde derin bir iz bıraktı ve sağlıklı gençler yetiştirme amacıyla spor ayakkabısı üretme kararlılığını pekiştirdi.

Nike ile Aynı Kökten Gelen İki Düşman

ASICS hikayesinin az bilinen ama kritik bir bölümü var: Nike, ASICS’in soyundan geliyor.

1963’te Phil Knight, Onitsuka Tiger ayakkabılarını ABD’ye taşımak için Kobe’ye geldi ve anlaşma yaptı. Kurduğu şirketin adı Blue Ribbon Sports’tu. Yıllar içinde ilişki bozuldu, iki şirket birbirini dava etti. Nike bazı ayakkabı isimlerinin haklarını aldı. Onitsuka Tiger, onların isteğiyle tasarladığı Tiger Cortez modelini artık kendi adıyla satamaz oldu; adını Tiger Corsair’e çevirdi.

Bugün dünyanın en büyük iki spor ayakkabısı markasından biri, öbürünün tohumundan filizlendi.

İsmin Ağırlığı

ASICS bugün yalnızca bir marka adı değil, açık bir felsefe. Her ürünün arkasında o Latin cümlesi duruyor.

Kihachiro Onitsuka savaş yıllarında edindiği inancı bir marka ismine dönüştürdü. İsim başta Latince bir cümlenin kısaltmasıydı, zaten ama zamanla o cümlenin kendisi marka oldu.

Bugün “ASICS” duyulduğunda kimse Juvenalis’i, Kohei Hori’yi ya da ahtapoту düşünmüyor. Herkes koşu ayakkabısını düşünüyor ama bu yazıyı okuyanlar artık daha fazlasını biliyor.